Antalya'dan Gelen Motor Sevdalısı Misafirlerimiz - Seasideriders

Nice zaman oldu dokunmayalı şu tuşlara. Özlemişim sizleri, karalamayı, abidik gubidik yazıp konuşmayı. Lafı uzatmak değil dileğim, kısa bir giriş yapmak...
Eee laf ola beri gele, demişler. Boşa dememişler elbet. Bu sebeple, uzun bir aradan sonra ilk yazımı hayalime ithaf ediyorum efem.
Hayalim mi ? Ne mi ? aşkolsun, hiç mi göz atmadınız; Hayabusalı, Bking'li yazılara.
Neyse efendim, kimseleri üzmeden, zorlamadan, yormadan taaa Antalyalardan misafirimiz olan bir grup motor sevdalısı ile tanışmamızı, kaynaşmamızı dile getirmeye çalışacağım naçizane...

Motor Aşığının Emir Kipi:
Komputer kayda geç...

Komputer:

Anlaşıldı Kaptan

Motor Aşığının Seyir Defteri;
Zaman: 05-05-07/19:38
Mekan: Ev'imiz Restoranımız...


Gün sonu, işten yorgun argın çıkış. Hay bin kunduz, motorsuz bir gün daha :P
Cemkin'im haber ettiydi. Misafirlerimiz varmış, en azından sevdalı olarak (motor) benimde olmam gerekirmiş. Kendisi bilir valla, isterse olmam gerekmesin.
Sözkonusu motorsikletse;
ezer geçerim bakmam gözünün yaşına;
adı Cem bile olsa,
deermişim...

Yazı yazarken ki içsel fırtınalar...
- Bayağılaştın be yavrum, BatoR'um, ya nedir ki bu deermişimler falan... Hiç yakışıyor mu sana ?
- İyi de bab, çok tek düzeliyorum. Bazen yazarken zincirleri kırmak, kafa dağıtmadan dikkat toplamak, bir iki tebessüm yerleştirmek istiyor bu deli gönül okuyucunun yüzüne.


Atladım gittim araba ile, oooo grup kurulmuş sandalyelere. Hemen tanışma faslı devralıyor bakışların yerini. Sıradan Halil, Omar, Alper, Yilmaz. Hehe bu arada ben makinaları ile çoktan tanıştım, gözüm dışarıda.
Hmm CB 900, CBR 600RR, Bandith 600, Z 750. Oh oh oh Allah arttırsın. Ahanda Cemkin'im de geldi. Ah ah ah köfte Tanner'i unuttuk. Aman duymasın tefe koyar beni inan olsun. DL 1000 veee Hayabusa. Aman Allah nazarlardan saklasın hepiciğini. Kazadan beladan korusun Yüce Rabbim.

Misafirlerimiz kimlermiş bir bakalım: (Görelim-öğrenelim gibi oldu ya neyse...)

Halil aga, ağır şahsiyet. Lakin her bir lafında bir nükte, bir iğne. İlk tanışmam olduğundan bazen Fransız bıraktı beni, sağolsun dekoder Omar vardı da yardımıma yetişti. Sayesinde, Halil Aga'nın çözemediğim derin istişareleri, günümüz diline çevrildi...





Dekoder insanı. Halil aga ile aralarında başka dilde konuşuyorlar sanırım. Ama bu dili daha önce duyduğumu hiç sanmıyorum. Dilbilimcilerin dikkatini çekeceğine eminim. Ama sanırım bunu kendileri de istemiyorlar ki, ser verip sır vermeme taraftarı gibiymiş gibi görünüyorlar,
sanırım,
galiba,
bir ihtimal,
olabilir...


Sevgili Alper, çöp adam. Hani çizeriz ya; bi yuvarlak bi uzun 1,2,3,4 kısa çizgi kol ve bacaklar... Çok kıpırdamıyor dudakları, bir ara varlığını unuttum gibi oldu. Sonra açıldık, daldık sohbetin derin sularına. Mülayim insan, ama makinanın üstünde karizma insanı oluveriyor.







Yilmaz... Ceptelefonu bir insanın vücuduna monte edilmek zorunda kalınırsa, kolaylıkla prototip mankenliği yapabilir. Yahu elinden bırakmadı ki cep telefonunu, doğru dürüst 2 kelam edelim... Bir de uzağa oturdu zaten, baştan kuramadık pek bir bağlantı, dellendim. Neyse sonra Bistro Bellman'da açıldı biraz da kendine geldi, az buz. Hoplayıp zıplarken onun da sıcak bir insan olduğunu; cep telefonu ile arasında insan-makine ilişkisinden öte bir şey olmadığını; cep telefonu ile olan ileri derece münasebetinin esbab-ı mucibesinin hatun kişi olduğunu çözdüm en nihayetinde.

Ev'imiz restoranımızda sebeplendiğimiz fikis menülü fıstık soslu tavuklu şeyden sonra (harbiden fıstık gibiydi) yapılan indirimler için, servis ve ev sahipliği için teşekkür ettik ve yola koyulduk. Ama ne koyulmak Ya Rabbim. Aman aman, Alanya bakakaldı arkamızdan.

Neyse efendim, Alanya arkamızdan bakarken, önceden sözlenildiği gibi bir Bistro Bellman yaptık. Tüm gayretlerim, çabalarım, hoplamalarım, zıplamalarım karşısında fazla dayanamadılar. Eğlendik, oynadık, resimler çekildik, güldük... Bir de çorba sefası ve geyiği yaptık ki, sormayın gitsin. Böyle güzel bir şamata, gırgır uzun zamandır yaşamamıştım, hatta etraftakiler o derece kıskançla bakıyorlardı ki eğlenmemize; istenmeyen masa ilan edildiğimizi bile hissettim zaman zaman.
Sevgili Tanner'in DL 1000 için yapılan geyiğine hiç değinemiyeceğim. Bir de ben burada bahsedersem en kısa zamanda motoru elinden çıkarır diye korkuyorum. :D

İşte böyle nefis bir gün daha geçirdim, motor sevdam ve sevdalıları sayesinde. Normal şartlarda şiddetle tavsiye edilmez (gramer ve anlam açısından) ama ben ediyorum dostlar. Ya da her nasıl dilerseniz o şekilde tavsiye ediyorum. Eğer ki biraz olsun ilginiz varsa iki tekerleğe karşın, peşini bırakmayın. Naçizane bir dost tavsiyesidir benden size. Aksi takdirde hayatında keşkelere yer vermeyen bir adam bile olsanız benim gibi, bu konuda keşke diyeceğiniz aşikar.


Kalın Sağlıcakla...
Bu yazarın ‘1099, 1056, 1045, 1095 Ev Telefonundan Daha Ucuza Konuşmak için-Superonline, Koçnet, Netone’ başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir.

Okur Yorumları

Zıkkım - 15 Mayıs 2007 11:26
logo güzelmiş. Bir de şoole alevli felan olaydı o deniz atları dadından yinmezdi. Şöyle yelelerine doğru hafiften ama, cafcaflı deil ööle... Yada SSR S'ler karşılıklı dururdu. Deniz atı sülueti havası verilirdi. R yi de siz bulun artık ne yapacaınızı bilemem o kadarını... Motorcu deilken böyle yardfımcı oluom ya bir de motorcu olsaydım naparlardı acaba???
Zehirliyim, yaklaşma...
Clubber - 15 Mayıs 2007 15:34
Zıkkım logo gerçekten çok hoş olmuş ama biraz daha üzerinde çalışılsa harika olurmuş :) Bu arada Batorcum özletme kendini haftada 3-5 yazı bekliyoruz senden :)
Beyaz Sayfa - 15 Mayıs 2007 15:36
Yok bu böyle olmayacak bir motor alt sitesi gereklilik hale geldi :)
Gel gidelim buralardan...

Yorum bırakmak için giriş yapınız.

Üye olup tüm avantajlardan yararlanmak için tıklayınız!